Wednesday, December 21, 2011

Etkinlik etkinlik etkinlik..

Şöyle bir okudum blogları, postları, facebookta paylaşılanları, her yer etkinlik, etkinlik, etkinlik..yok yumurtadan ibik yapalım, olmadı, kağıttan kuş çıkaralım, o da mı olmadı ananenin çoraplarından top yapalım.

Acaba çok mu şart bu etkinlikler? Ben çocuğumu mecbur kalmadıkça alışveriş merkezlerine dahi götürmez, onun yerine sahilde parka, adada yürüyüşe, sonbaharda yaprak fırlatmaya, üstünde hışırdamaya ormana götürürken çok acaip geliyor böylesi suni ortamlarda, aslında çocuğun ilgisini çeken değil de annenin evladım için birşeyler yaptım egosunu şişiseren etkinlikler, güncel adı ile faaliyetler.

Ben annemle ve babamla ormanda yürüdüm, mantar topladım, sevgiyle geçirdim tüm zamanlarımı, ama hatırlamam bir faaliyet, patates baskısı veya yılbaşı kukisini beraber yapmaktan öte.

Şu anda çocuğumuza da onu yapıyoruz, elbette okula alışması için bir oyun atölyesine koyduk, haftada bir gün bir saat, ama öyle ibik falan yapmıyorlar, 5 çocuk, hamur yapıp, yaprak hışırdatıyorlar. Haftasonları o faaliyet senin bu faaliyet benim gezmiyoruz biz anlayacağınız, ararsanız ya sahilde yada parkta, elimizde sevgili ile kahvelerimiz, oğlanın da topu veya ittirme şeysi günlerimizi gün ediyoruz.


Bir yağmurlu günde yağmurda zıplamaya gitmeden hemen önce.

Tuesday, December 13, 2011

Kumaş bezlere veda!

Yeni yuva bulunduuuuuuu!

Eveeeet, uzundur ara vermişim derleyip toplamaya, hazır popo artık bezsizken ve iki ay kadar da bekletmişken artık bu şahane az kullanılmış kumaş bezleri yeni sahiplerine göndermeye hazırım!



Yukarıda fotosu bulunan babynaplar 9-14 kg. arası bebekler için biçilmiş kaftan.

10 adet hiç kullanılmamız ara bezi, 7 adet kullanılmış ara bezi, 9 adet kullanılmış bamboo arabezi, 4 adet popo kilodu ve 2 adet sızdırmaz kilodun yanında birde disposable, kolozete atıldığında eriyen bir rulo kağıt ara bezi ile yeni sahibini bekler.

İlk mail atana gider, mailin konusuna kumaş bezlere veda yazarsanız bana kolaylık olur.

Keyifle kullanmanız dileğiyle!

Monday, November 28, 2011

LeoMio okulda!

Bugün ilk "oyun atölyesi" deneyimi gayet başarılı idi, trafik ve uyku sebebiyle ilk yarım saat gecikti, alıştırmaları atladı, kimseyi tanımıyordu oğlan ama hemen masasına oturdu, yaprakları yapıştırmak için tutkallarını sürdü, kağıdın her tarafına sürdü önüne arkasına belki ama arızasız, gülr yüzüyle geçirdi, oyunlar bittiğinde gitmek istemedi.

Biraz daha oynamak istedi, bizi çok yüreklendirdi. Şubat dönemi için iki günlük bir atölyeye yazdırma fikri şu an harika görünüyor, biraz erken ama olsun varsın.

Iraz Toros, işini sevrek yapan bir psikolog, en önemlisi de bizim için bu şu anda, oğlanın keyif alması, paylaşması ve eğlenmesi..biz memnun kaldık, oğlan da çok keyifliydi.

Bu deneyimlerimiz artıkça paylaşmaya devam edeceğim.

En çok güldüğümüz ise haftaya ev ödevi var oğlanın, bilmiş anneler gibi ben yapıp götürür müyüm diye kendimden korkuyorum ahahhayt.



Bu tür atölyelerle ilgili fikirlerinizi/bildiklerinizi paylaşırsanız sevinirim de.

Monday, November 21, 2011

Bezsiz Popo!

Çok minikti ilk tuvalet eğitimine başladığımızda, herkes ah yapma, daha çok minik dedi, bak sonradan sıkıntılar çıkacak dedi, zorlamadım ebette hiçbir zaman, hayatta hiç bir şeye zorlamayacağım gibi, ama anne baba olarak ne zaman çiş ve kakasını yapacağını hep bildik, tüm anne babalar gibi, ufak bir gözlem ve iletişim meselesinden ibaret bu iş sadece, o iletişimi çözdünüz mü, gerisi çorap söküğü gibi geliyor, ama biraz sabır mutlaka gerekli.

Ananeden kalma yöntemdir bu 40'ı içindeyken tuvalete tutmak, her seferinde yapmaz ama yaptığında dünyalar sizindir artık, iletişebildiğiniz için.



Yukarıdaki fotoda henüz 1.5 aylıktı bizim oğlan. koca koca gözleriyle poturdarken.


Yılmadık, kendi oturmaya başladığında ara ara hep oturttuk tuvalete, bazen yaptı bazen yapmadı, ama hep sabrettik.


12 ayını doldurduğu zaman artık bahardı, ve adada biz bu bez işini bırakalım dedik, en azından uyumadığı zamanlarda, zaten adadayız, sıkıntı olmaz dedik, ve gerçekten de adada gündüzleri bezsiz gezmeye başladı, elbette adada baba çişi yapmayı öğrendi, ne zaman doğa onu çağırsa babasıyla bir ağaç dibine çişini bırakıverdi, hem de şen kahkahalarla, atlar, kediler ve köpekler gibi, ne de olsa en yakın arkadaşlarıydılar.


16 aylık gibiyken anakara İstanbul'a döndük, artık gündüzleri bezsizdi, geceleri denemeye cesaretimiz yoktu, caddedeki tüm tuvaletleri ezbere bilir haldeydik ama nedense geceleri bir türlü deneyemiyorduk. Artık o baktığı tuvalet kağıdı ile pipipsini de silmeyi öğrendi üstelik.

Ta ki bir gece twitterdan ben bir tweet atana dek, "oğlan geceleri beze hiç çiş yapmıyor acaba gece denesem mi?" diyene kadar, o kadar çok yüreklendirici yanıt aldım ki, yürü be kim tutar seni oğlum dedim, 18 aylıktı, o gün bugündür poposu bezsiz bizimkinin, krem yok, pişik yok, mis gibi bir popo var sadece.

Bu bezi bırakmadaki en önemli hadise bizim sabrımız ve cesaretimiz değildi, kumaş bez kullanıyor olmamızdı, malumunuz bu bebeklerin poposuna bağladığımız kimyasal bombalar bebeklere çişi hissettirmiyor, bu iyi midir kötü müdür bilemem ama rahat ettikleri kesin, kumaş bezde ise böyle bir özellik yok, ıslaksa ıslak popo, soğuksa soğuk, aynı ısıda kalmıyor, ve bu bebekler için bezden biran önce kurtulmaya sebep oluyor. Kumaş bezi her zamanki gibi şiddetle tavsiye ediyorum.

Bu bezsiz popo yolculukğunda canla başla uğraşan ve hep destek olan biricik Sevgilime de elbette ki teşekkürü borç bilirim, beni hiç bir zaman yalnız bırakmadığı, baba çişlerinin tamamını yaptırdığı ve bundan hiç erinmediği için.

Monday, October 31, 2011

Otomobil koltuğu sorunsalı



Bu çocukları bu koltuklarda uzun süre oturtabilmenin bir numarası olması lazım, ki ben bu numarayı bilmiyorum, çektğim tüm numaraların sonunda bu koltukta oturmamak için o da bana türlü numara çekiyor. Sonuç itiş kakış.

Kolay yolunu beri gelebilir mi? Bana bir yardım eli uzatır mı?

İllaki benim bilmediğim düşünemediğim bir yolu olmalı bu işin.

Tuesday, October 25, 2011

Yıldız yapıyorum ama koli ile...

Evde benim yazmamı ve memleketin dört bir tarafına gitmeyi bekleyen bir koli dolusu bebek küçülmüşleri var.

Hiç birini burdan yayınlamayacağım, içine ufak tefek birşeyler daha ekleyip BÜYÜK ihtiyaç sahipleri olduğunu bildiğimiz VAN'a doğru yola çıkacaklar bu gece.

Bu seferlik affedin, vatan sevgisi, insanlık bilinci cağırıyor. Hepimiz minik minik yardımlar yaparsak eğer orada insanlar tekrar ısınabilecek, tekrar doyabilecekler, yakın zamanda çok zor ama bir süre sonra tekrar mutlu olabilecekler.


Biraz daha büyüse adım gibi eminim arama kurtarma ekibinde çalışacağına.

Wednesday, October 19, 2011

Atıştırma



Süt müt işleri bitipte katı gıdaya geçildiğinde bir annenin diğer büyük bir derdi başlar. Atıştırmalık çocuklara ne verelim, kukiler, çukulatalar, cips pipsler, ve aslında hepsi kolay ama bir o kadar zararlı. Nereye kadar kaçırabiliriz onları koruyabiliriz belli değil, amma oğlan finger food dedikleri atıştırmalıklara geçtiğinde ben elimin altında şunları hazır ettim:

-Keçiboynuzu: Hem faydalı hem de dişlerini kaşır.
-Ceviz: Faydası tartışılmaz ve tıkırtısı bebekleri keyiften bayıltır.
-Dut kurusu: Minik ve yumuşak ve üstelikte tatlı, boğazda kalma riski de yok.
Liste meyve pestilleri, çam fıstıkları, kuru kayısılar, iğdeler, hurmalar diye uzar gider.

Ben bazen yemek saatini sakınmadan veriyorum, arabasının altına da bir kutu yaptım koydum, sokakta iken sokağa çıkaran kim olursa olsun verebilsin diye.

Şimdilik keyfile yiyor, hele keçi boynuzu ve dut kurusu favorisi. Şiddetle tavsiye ederim.

Not:Bademden hep uzak durdum, bir kere boğazına kaçmıştı.