Showing posts with label Leo'nun okul hayatı. Show all posts
Showing posts with label Leo'nun okul hayatı. Show all posts

Saturday, May 11, 2013

Yeni okul hayatı

Kanada'ya bizi getiren şey Leo'nun okul hayatına dair duyduğumuz endişe idi. kendimizle ilgili endişeler ikinci planda idi hep, dolayısı ile ilk işimiz evi barkı hallettikten sonra onun okul işini halletmek oldu.

Eve en yakın olmayan ama içimize pek sinen bir okul öncesi okul bulduk, İstanbul'da başladığı gibi frankofon bir okul, haftanın 3 günü ve yarım gün gitmesi en uygunu olur diye düşündük, malum kıta değiştirdi, bize çok alıştı, birden ondan kurtulmak istiyormuşuz gibi bir hava yaratmayalım dedik ve 3 günde karar kıldık.

İlk okul başlama hikayeizde benim jaws gibi okul koridorlarında gezdiğim düşünülürse bizi yine zor bir deneyim bekliyor diye pek gergindik. Okula ilk görüşmeye gittiğimiz gün piknik yapıyorlardı bizikisi hemen katıştı, ertesi gün beş dakika durduk sevgili ile, sonra gittik, gittik derken bahcedeyiz, ikinci gün anneler gün kutlaması sebebi ile bende sınıfa girdim yarım saat kadar sonra gittim yine bahceye, küçük bir yürüyüş bile yaptık.

Biliyorum henüz çok erken "evet alıştı, herşey harika!" demek için ama galiba iyi gidiyoruz.

Şu anneler gününde yazdığım yazıya bak!

Kutlu ve mutlu olsun elbette.



Aldığım en şahane anneler günü hediyesi..üstelik bir günde!

Thursday, March 21, 2013

Bir veda partisi bu kadar mı ağlatır.

8 mart Leo'nun Plus International Preschool'daki son günü idi. Başladığından beri über memnun olduğumuz bir okul burası. Kanada'da aynı sevgiyi, aynı dostluğu ve sıcaklığı bulamayacağımızı bildiğimiz okul.

Kanada'ya gelmeden önce bir veda partisi vardı, içimiz burularak, kah ağlayarak kah gülerek izledik ve elbette çok Sevgili Veronique ve Madame Aysun'un çok değerli katkıları ile. İnanın o 15 çocuğu bir arada tutmak dünyanın en zor işi.

 Parti öncesi kudururlarken.
 Duru galiba en çok üzülünlerden biriydi. "Biz Leo'yu çok özleriz ama annem sizi arayabilir değil mi ?" dedi..ağladım..
 Circle time..şarkılar..ağladım
 Au revoir Petit Leo şarkısını söylerlerken artık ağlamaktan patladık hepimiz.
 Okul Leo'ya şahane de bir veda hediyesi almış..elbette valizimizde geldi ve şu an yanımızda.
 Hediye açılırken..
Bizim yaptığımız minik hediyeleri arkadaşlara verirken.

Leo yeni bir hayata yelken açarken biliyorum arkada bıraktıkları onu çok özleyecek, Leo'nun da onları özleyeceği gibi. Ama her güzel şeyin bir bedeli var değil mi?

Thursday, October 18, 2012

Singing in the woods!

Bu hafta başı okuldan not geldi. Gezimiz var,lütfen izin belgesini imzalayın diye. Bir telaşlandım, tatlı bir telaş, bir sevindim, bir buruldum, bizsiz hiç sokaklarda tek başına olmamıştı, acaba yabancılar mı dedim, güvende hisseder mi?

Gezi dediğime de aldanmayalım, okulun gözesindeki parka gidecekler, yurt dışında hep görüp ne güzel derdim, bir halatın uclarına yapılmış tutulacak yerlerden tutar bebeler, öğretmenleri ile gezerdi, bayılırdım bizde de olsa keşke derdim, oldu.




Doğru okulu seçtiğimiz için çok mutluyuz, okuldan çok memnunuz, hem tüm çocuklara yaklaşımlarından, hem özgürlükçü olmalarından, hem de kattıkları özgüvenden. Hemen gecesinde öğretmeni fotoğrafları göndermiş. Oğlanın kişisel tarihine bir not olarak paylaşmak istedim.

Bu arada çok önemli bir gelişme daha var! Yarım gün başladığımız okul serüvenimizi tam güne çekiyoruz, Leo öğle uykularını bırakmak üzere, bunun sebebi sanırım emziği bırakmamız oldu. Aynı anda okula da başlayınca eve gelip heyecandan uyumaz oldu. E bizde o zaman okulda 4'e kadar kalması daha faydalı olur dedik. Deneme turlarındayız, fena gitmiyor.

Sınıfı Montesorri'yi takip ediyor, geçen gün almaya gittiğimde kendinden büyük Selen, Demir ve Kuzey'e "Au revoir Demir, Au revoir Selen, Au revoir Kuzey" deyip ayrılması, merdivenin tam ortasında" anne öpmedim onları" deyip geri dönmesi vardı ki, öğretmeni i le beni çok sevindirdi, farklı yaş gruplarında çocukların bir arada olduğu sınıfın en güzel örneklerinden biriydi işte bu.

Friday, October 5, 2012

Ağır bi dersi daha verdik!

Bence okul işi tamamdır.

Ağlayarak başladığımız evde lafını bile ettirmediğimiz okula kah ben kah babası bırakıyoruz. Madame Aysun, Metreez diye koşturuyor okula.

Okul eziyeti çektiğim günlerde bu havalı konuşmaları yapacağımı biliyordum. Aldığım ders annelikte daha öğrenecek çoook şeyim var.

Monday, September 10, 2012

Tam anlamıyla talebelikte ilk gün!

 Bu hafta anne babalar artık sınıfa alınmıyor. Benim geçen haftaki şahane performansım sebebiyle baba beni de pek okula almıyor. Bugün ilk denenemiz fena geçmemiş, yavru köpek gibi ağlamalar olmuş ama genel olarak iyimiş. Bende kişisel tarihimize not düşmek için bol fotolu bir post yazayım istedim.
 Leo sonunda biraz insan içine karışmış oyun oynarken.

 Artık kapının dışında kalan babadan fotoğraflar, bizimkiler faaliyet yapıyor. içerideki yetişkinlerde öğretmenler. (pek disiplinliler bu arada, her cocuğu kendine haline bırakıyorlar ve gelişmeleri iziliyorlar, katiyen içeri almıyorlar anne babayı)
 Yine bir kapı önü fotosu. Bizimki az dışında olayların ama arızasız.
 Ve işte en bayıldığım fotoğraf, hepsi birlikte öğle yemeğinde ve bizimkisi hapır küpür yemeklerini tek başına yiyor, evde arada bırakıyorum yemesi için ama yine de kıyamıyorduk, ama babasının dediğine göre şahane yemiş.
 Yemek karelerine doyamadım ehehe.
Ve finalde yemek tabaklarını mutfağa taşırlarken.

Oğlanın gittiği okul evimize çok yakın. Öğretmeni Montessoriyi takip ediyor, okulun tek Montessori sınıfı Leo'nun gittiği, zorlamadan, kendi hallerine bırakarak entegre ediyorlar. Bence ilk anasız babasız gün içinde oldukça başarılılar.

Neyse efenim geçen haftaki ağlak halimden bugünkü bu mutlu tabloya gelebildiğim için oğlumla ve babasıyla pek gurur duyuyorum. Paylaşayım istedim.

Thursday, September 6, 2012

Koca gözler çizgi oldu

İçim rahattı benim, yarım gün okula başlayacak, uyumludur, kolay adapte olur diyordum. Bugün okulun koridorlarında hırsız gibi gezerken, beni göremeyeceği pencerelerden ne yaptığına bakarken anladım ki aslında hiç kolay değil. Herkesten bağımsız tek başına oynuyordu bulduğu herşeyle, arada annem nerde diye sorarken içim cız etti hep. Japon cizgifilm karakterleri gibi gözleri dolu dolu bakıyordu tanımadık yüzlere, babası benden daha yakındaydı hep, arada gidip babasına sarılırken ilkokul 1 maceram aklıma geldi, tam bir yıl boyunca, hergün 4 teneffüs olmak üzere okuldan kaçıp eve giderdim. Aklımda hep annemin bulaşık deterjanı kokan o mis gibi ellerinin kokusu..başka da hiçbirşey yok. Eve gitmeliyim. Önceleri 7 yaşımda bana verdikleri anahtarla eve sinsice girebilirken bu maceram anahtarın elimden alınması ile son bulmuş, bu seferde evimizin tam karşısındaki kasabın tentesinin altından annemi görebileceğim anları kolar olmuştum. Tam bir yılı böyle geçirmişti annem, şimdilerde anlıyorum o yaşattığım kabusu. Sonunda annem okulda gönüllü öğretmen olmuş, derse gelemeyen öğretmenlerin derslerine girer olmuştu. Kimbilir ne sancılı bir dönemdi onun için, üstelikte 3 yıl yuvaya gitmiştim ben.

Bunların geçeceğine inandırarak kendimi Leo'nun okulunun koridorlarında sinsice gezmeye devam ettim tüm sabah. Ama biliyorum alışacak.

Dün akşam Sisolar geldi oğlanın okulunu şenlendirmek için eve. Ailede her cocuğun ilk okul gününü şenlendirmek adetiyle ellerinde koca küllahlarla, artık arkadaşım olan biricik Yeğen Kero ile. Külahların içi kalem, boya kitabı, kalem kutusu, çantalarla dolu. Çok eğlendi bizimkisi, o kadar hediyeyi bir arada almaya alışık olmadığından da bunlar benim mi diye sordu koca gözleriyle.

İşte o koca gözler bugün hep incecik bir çizgi halindeydi. Dolu dolu..

Tuesday, February 14, 2012

Okul hayatı


Hastalıklar bitti, hafif bir öksürük kaldı hepsi o.

Bugün geçen hafta hastalık sebebiyle başlayamadığı okuluna başladı bizimkisi. Sabah erkenden kalkıldı, giyinildi, çişler kakalar yapıldı, kahvaltılar edildi.

Evimize çok yakın olan Plus International Pre-school'a gitmesine karar verdik ailecek. Daha önce gittiği oyun okuluna pekte bayılmamıştık. Oyun moyun ama insan karşısında bir okul, bir düzen, konuşacak, derdini dinleyecek birini arıyor. Zira bunun devamında yuva kısmı var, hepsini bir pakette almak çok daha iyi gibi geliyor bize.

Bugün okula bırakıp arabama bindiğimde doğduğu günü hatırladım, zaman ne çabuk geçmişti, oysa daha dün doğurmuştum, daha dün sütü pompa ile cekip verme kararımın dünyanın en şahane kararı olduğunu düşünmüştüm, lohusalık depresyonu diye birşeyin annelerin kafasının ta içinde olduğunu, aslında dünyaya getirdiğiniz bu şahane şeyin keyfini çıkarırken bu sıkıntılı anları yaşamaya bile gerek olmadığı kararını da daha dün almıştım. Ne ara gecti bu kadar zaman da bizim minik okula başladı.

Gözlerim dolu ama kendimden ve oğlandan hoşnut işe gelirken mutluydum çok. Şahane bir iş yapmış, 40'ımda doğurmuş ve şahane bir insan sahibi olmuştum, üstelikte en sevdiğim adamdan yapmıştım bu işi.

Benim için milat bugün. Hayırlı bir evlat yetiştirmenin miladı. O evladı okula eti senin kemiği benim deyip gelmemin miladı. Kulaklarımda son kalan "wee wee" şarkısıydı bizimkinin en sevdiği, the wheels on the bus goes round and round.

Galiba doğru okulu bulduk.